İş Hukuku

Belirli Süreli İş Sözleşmesi

Ahmet GeçgelYayın: 12 dk okuma
Belirli Süreli İş Sözleşmesi

Belirli Süreli İş Sözleşmesi Nedir? Şartları ve Sona Ermesi

Giriş

Belirli süreli iş sözleşmesi, işçi ile işverenin iş ilişkisini önceden belirlenmiş bir süreye veya belirli bir işin tamamlanması gibi objektif bir olguya bağladığı sözleşme türüdür. Türk iş hukukunda asıl olan belirsiz süreli çalışma olduğu için, bir sözleşmenin gerçekten belirli süreli sayılabilmesi kanunun aradığı şartlara bağlanmıştır ve bu şartlar hem işçi hem işveren açısından önemli sonuçlar doğurur.

Bu konu, mevsimlik işlerde, proje bazlı çalışmalarda, belirli bir eğitim döneminde veya belirli bir yatırımın tamamlanmasına kadar süren işlerde sıkça gündeme gelir. İşçi açısından mesele, sözleşmenin gerçekten belirli süreli olup olmadığı ve buna bağlı olarak iş güvencesinden yararlanıp yararlanamayacağıdır; işveren açısından ise sözleşmeyi belirli süreli kurarken hangi şartlara uyulması gerektiği ve süre bitmeden fesih halinde ne gibi bir sorumlulukla karşılaşılabileceğidir. Bu yazıda belirli süreli iş sözleşmesinin şartları, belirsiz süreli sözleşmeden farkları, zincirleme sözleşme yasağı, sözleşmenin süresinden önce feshinin sonuçları ve uygulamada sık karşılaşılan sorunlar ele alınmaktadır. Alanya İş Hukuku Avukatı olarak bu tür sözleşmelerin hazırlanması ve ihtilaflı hallerde değerlendirilmesi konusunda karşılaşılan uygulama örneklerine de yazı içinde yer verilmiştir.

Hukuki Tanım ve Dayanak

Belirli süreli iş sözleşmesinin temel dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesidir. Bu maddeye göre iş ilişkisi bir süreye bağlı olarak kurulmamışsa sözleşme belirsiz süreli sayılır; buna karşılık belirli süreli işlerde veya belirli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan sözleşme belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilir. Aynı madde, esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli sözleşmelerin art arda (zincirleme) yapılamayacağını, aksi halde sözleşmenin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli sayılacağını açıkça düzenlemiştir.

Kanunun 12. maddesi ise belirli süreli çalışan işçinin, bunu haklı kılan bir neden olmadıkça, sırf sözleşmesinin süreli olması nedeniyle emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamayacağını öngörmüştür. Belirli süreli sözleşmenin süresinden önce haksız feshedilmesi halindeki sonuçlar ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki bu alandaki Yargıtay içtihadı zaman içinde gelişmeye devam etmektedir; somut bir sözleşmenin niteliği ve buna bağlı hak ve yükümlülükler değerlendirilirken güncel mevzuat ve içtihadın kontrol edilmesi önem taşır.

Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Şartları

Bir sözleşmenin belirli süreli sayılabilmesi için üç unsurun bir arada bulunması gerekir. Öncelikle sözleşme yazılı şekilde yapılmalıdır; sözlü olarak kurulan veya yazılı şekle uyulmadan yapılan bir çalışma ilişkisi, taraflarca ne kadar süreyle sınırlandırılmış olursa olsun belirli süreli sayılmaz. İkinci olarak sözleşmenin açık veya örtülü biçimde belirli bir süreye bağlanmış olması gerekir; bu süre bir tarih olabileceği gibi, işin tamamlanmasıyla kendiliğinden ortaya çıkan bir sona erme anı da olabilir.

Üçüncü ve en çok tartışılan şart, sözleşmenin belirli süreli kurulmasını haklı kılan objektif bir nedenin bulunmasıdır. Kanun bu nedenleri sınırlı sayıda saymamış, "belirli süreli işlerde veya belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi" ifadesiyle örnekleyici bir çerçeve çizmiştir. Yargıtay içtihadında mevsimlik işler, belirli bir projenin yürütülmesi, belirli bir yatırımın tamamlanması, geçici olarak ihtiyaç duyulan bir görevin yerine getirilmesi gibi haller objektif neden olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık işin niteliği gereği süreklilik arz ediyorsa, sözleşmeye yalnızca başlangıç ve bitiş tarihi yazılması sözleşmeyi belirli süreli hale getirmez; mahkemeler bu gibi durumlarda sözleşmeyi belirsiz süreli kabul etmektedir.

Sözleşmenin belirli süreli olduğunu ileri süren taraf, bunu haklı kılan objektif nedeni ispatla yükümlüdür. Bunun nedeni, iş sözleşmelerinde asıl olanın belirsiz süreli çalışma olması, belirli süreli sözleşmenin ise istisna teşkil etmesidir.

Zincirleme Sözleşme ve Belirsiz Süreliye Dönüşme

Uygulamada sık karşılaşılan bir durum, işverenin aynı işçiyle art arda birden fazla belirli süreli sözleşme imzalamasıdır. Kanun, esaslı bir neden bulunmadıkça bu şekilde zincirleme sözleşme yapılmasını yasaklamış ve aksi halde sözleşmenin başlangıcından itibaren belirsiz süreli sayılacağını hükme bağlamıştır. Esaslı neden, ilk sözleşmedeki objektif nedenin devam etmesi veya yenileme sırasında ortaya çıkan yeni bir objektif ihtiyaç olabilir; her yenilemede aynı objektif nedenin bulunması şart değildir, ancak nedenin gerçekten var olması ve kötüye kullanmaya yönelik olmaması gerekir.

Esaslı neden bulunmadan yapılan zincirleme sözleşmelerde, sözleşme baştan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Bu durumun en önemli sonucu, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilir hale gelmesidir. Sözleşmenin süre bitimi gerekçesiyle sona erdirilmesi bu durumda bir fesih işlemi niteliği taşır ve geçerli bir sebebe dayanmıyorsa işçi, feshin geçersizliği ve işe iade talebiyle dava açabilir.

Belirli Süreli ile Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi Arasındaki Fark

Belirsiz süreli iş sözleşmesi, taraflarca önceden bir sona erme tarihi belirlenmeksizin kurulan ve iş ilişkisinin süresiz devam etmesi esasına dayanan sözleşme türüdür; Türk iş hukukunda asıl ve genel kural budur. Belirli süreli sözleşme ise yukarıda anlatılan objektif nedenlerin varlığı halinde istisnai olarak kurulabilen, önceden belirlenmiş bir süre veya olgunun gerçekleşmesiyle kendiliğinden sona eren bir sözleşme türüdür.

Bu iki sözleşme türü arasındaki en belirgin fark, sona erme biçiminde ortaya çıkar. Belirsiz süreli sözleşme ancak taraflardan birinin feshi ile sona erer ve feshin türüne göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi hükümleri gibi koruyucu mekanizmalar devreye girer. Belirli süreli sözleşme ise kural olarak sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer; bu halde işçi, aksi kararlaştırılmadıkça kıdem tazminatına hak kazanamaz, çünkü kıdem tazminatı kural olarak işverenin feshi veya işçinin haklı nedenle fesih hakkını kullanması gibi kanunda sayılan hallere bağlıdır. İş güvencesi hükümleri de kural olarak yalnızca belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçiler için uygulanır; ancak yukarıda açıklandığı gibi esaslı neden olmadan kurulan bir belirli süreli sözleşme belirsiz süreli sayılırsa, işçi iş güvencesinden de yararlanabilir hale gelir.

Eşit İşlem Borcu

Kanun, belirli süreli çalışan işçinin salt bu nedenle emsal işçiye göre dezavantajlı bir konuma düşürülmesini yasaklamıştır. Buna göre ücret ve zamana bağlı diğer menfaatler, işçinin çalıştığı süreyle orantılı olarak ödenmelidir; bir çalışma şartından yararlanmak için kıdem aranıyorsa, bunu haklı gösteren bir neden olmadıkça belirsiz süreli çalışan emsal işçi için esas alınan kıdem, belirli süreli çalışan işçi için de uygulanır. Emsal işçi, aynı işyerinde aynı veya benzer işte belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçidir; işyerinde böyle bir işçi yoksa aynı işkolundaki başka bir işyerinde benzer işi yapan işçi esas alınır.

İşçi Açısından

İşçi açısından belirli süreli sözleşmenin en önemli sonucu, sözleşmenin süresinin dolmasıyla kendiliğinden sona ermesi halinde kural olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılamamasıdır. Bu nedenle işe başlarken imzalanan sözleşmenin gerçekten objektif bir nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi önemlidir; sözleşmeye yalnızca tarih yazılmış olması, işçiyi iş güvencesi ve kıdem tazminatı gibi haklardan mahrum bırakmaya yeterli değildir.

İşçinin dikkat etmesi gereken bir diğer husus, sözleşme süresi dolmadan işveren tarafından haksız olarak feshedilmesi halinde "bakiye süre ücreti" adı verilen bir tazminat talep edebilmesidir. Bu, sözleşmedeki süreye uyulmuş olsaydı işçinin kalan sürede kazanabileceği ücret tutarındaki bir taleptir. Ayrıca işçi, sözleşmenin aslında esaslı bir neden olmaksızın zincirleme yapıldığını düşünüyorsa, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü ve buna bağlı iş güvencesi haklarını ileri sürebilir.

İşveren Açısından

İşveren açısından belirli süreli sözleşme kurarken en kritik nokta, sözleşmenin dayandırıldığı objektif nedenin gerçek ve somut olmasıdır. Sırf işçiyi iş güvencesi kapsamı dışında tutmak amacıyla kurulan veya yenilenen sözleşmeler, uyuşmazlık halinde mahkemece belirsiz süreli kabul edilebilir; bu durumda işveren, süre bitimini gerekçe göstererek yaptığı sona erdirmenin aslında geçersiz bir fesih olduğu sonucuyla karşılaşabilir ve işe iade ile buna bağlı tazminat yükümlülükleriyle yüz yüze gelebilir.

İşverenin bir diğer önemli yükümlülüğü, belirli süreli çalışan işçiye eşit işlem ilkesine aykırı davranmamaktır. Ayrıca sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshetmek, işvereni bakiye süre ücreti tutarında bir tazminat riskiyle karşı karşıya bırakır. Bu risklerin sözleşme kurulmadan önce ve fesih kararı alınmadan önce bir iş hukuku avukatı ile değerlendirilmesi, işverenin ileride karşılaşabileceği uyuşmazlıkları azaltabilir.

Belirli Süreli Sözleşmenin Sona Ermesi ve Süresinden Önce Feshi

Belirli süreli iş sözleşmesi, kural olarak kararlaştırılan sürenin dolmasıyla veya öngörülen işin tamamlanmasıyla kendiliğinden sona erer; bu durumda taraflardan birinin ayrıca bir fesih bildiriminde bulunmasına gerek yoktur ve işçi, aksi kararlaştırılmadıkça kıdem ile ihbar tazminatı talep edemez. Ancak taraflar sözleşmeyi süre dolmadan yenilerse ve bu yenileme esaslı bir nedene dayanmıyorsa, yukarıda açıklandığı gibi sözleşme belirsiz süreli sayılabilir.

Sözleşmenin süresi dolmadan işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi ayrı bir hukuki sonuç doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca işçi, sözleşme süresine uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı tazminat olarak isteyebilir; bu tazminat "bakiye süre ücreti" olarak adlandırılır. İşçinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya elde etmekten bilerek kaçındığı gelir, bu tazminattan indirilir. Hakim, somut koşulları değerlendirerek ayrıca bir tazminata da hükmedebilir; ancak bu ek tazminat işçinin altı aylık ücretini aşamaz.

Sözleşmede işveren lehine bir ihbar süresi öngörülerek fesih imkânı tanınmışsa, Yargıtay uygulamasında bu durum sözleşmenin belirli süreli olarak değerlendirilmesine engel görülebilmekte ve buna bağlı olarak bakiye süre ücreti talebi reddedilebilmektedir. Bu nedenle sözleşme metninin belirli süreli sözleşme mantığıyla tutarlı biçimde kaleme alınması önem taşır.

İş Güvencesi ile İlişkisi

4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinde düzenlenen iş güvencesi hükümleri, kural olarak yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler için uygulanır. Bu nedenle gerçekten objektif nedene dayanan bir belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçi, sözleşmenin süre bitimiyle sona ermesi halinde işe iade davası açamaz. Ancak yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, sözleşmenin objektif ve esaslı bir nedene dayanmadığı ya da salt işçiyi iş güvencesi dışında tutmak amacıyla kurgulandığı tespit edilirse, sözleşme belirsiz süreli kabul edilir ve işçi iş güvencesi hükümlerinden, dolayısıyla işe iade davası açma hakkından yararlanabilir hale gelir.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Belirli süreli iş sözleşmesi ile ilgili bir uyuşmazlıkta ispatın büyük bölümü sözleşme metnine ve tarafların fiili uygulamasına dayanır. İşçinin elinde bulunması faydalı olan belgeler arasında imzaladığı iş sözleşmesi ve varsa yenileme sözleşmeleri, bordrolar, SGK hizmet dökümü, işveren ile yapılan yazışmalar (e-posta, mesajlaşma kayıtları) sayılabilir. İşverenin ise her sözleşmenin dayandığı objektif nedeni gösteren belgeleri (proje sözleşmesi, ihale evrakı, mevsimlik faaliyet planı gibi) düzenli olarak saklaması, ileride sözleşmenin niteliği tartışmaya açıldığında büyük önem taşır.

Sözleşmenin süresi dolmadan feshedilmesi söz konusu olduğunda, işçinin bakiye süre ücreti hesaplamasında kalan sürede başka bir işte çalışıp çalışmadığı veya gelir elde edip etmediği de değerlendirmeye alınabilir; bu nedenle bu tür süreçlerde ilgili dönemdeki çalışma durumuna ilişkin belgelerin de saklanması önerilir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırılıktan doğan tazminat talepleri bakımından 4857 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüştür; bu sürenin takip edilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir.

Belirli Süreli İş Sözleşmesi ile İşe İade Davası Arasındaki İlişki

Belirli süreli sözleşmeyle çalışan bir işçinin sözleşmesi süre bitiminde sona erdirildiğinde, kural olarak işe iade davası açma imkânı yoktur; çünkü iş güvencesi hükümleri belirsiz süreli sözleşmeleri esas alır. Ancak sözleşmenin esaslı bir neden olmaksızın zincirleme yapıldığı veya sözleşmeye konan sürenin işin niteliğiyle örtüşmediği tespit edilirse, mahkeme sözleşmeyi baştan itibaren belirsiz süreli kabul edebilir; bu durumda süre bitimi gerekçesiyle yapılan sona erdirme bir fesih işlemine dönüşür ve işçi, işe iade davası açma imkânına kavuşabilir. İşe iade davasının şartları ve süreci hakkında ayrıntılı bilgiye, bu konuya ayrılmış makalemizden ulaşılabilir.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2016 tarihli, 2015/19021 Esas ve 2016/17864 Karar sayılı ilamında, maden arama işinde proje müdürü olarak çalışan bir işçiyle yapılan belirli süreli sözleşme incelenmiştir. Yargıtay, işin niteliği gereği belirli bir süreye bağlı olmaksızın sürekli olarak faaliyet gösterildiğini, bu nedenle sözleşmenin belirli süreli kurulmasını haklı kılacak objektif bir neden bulunmadığını belirterek, sözleşmeye salt tarih konulmasının onu belirli süreli hale getirmeyeceğini vurgulamış ve sözleşmenin belirsiz süreli sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, objektif neden şartının ne denli somut şekilde denetlendiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2015 tarihli, 2015/21028 Esas ve 2015/31408 Karar sayılı ilamında, trafik işaretleme hizmetlerinde çalışan bir işçinin sözleşmesinin belirli süreli olduğu savunulmuştur. Yargıtay, belirli süreli sözleşmenin varlığını ileri süren tarafın objektif ve esaslı nedeni ispatla yükümlü olduğunu, salt sözleşmeye başlangıç ve bitiş tarihi yazılmasının yeterli olmadığını belirtmiş; işin niteliği gereği süreklilik arz ettiği ve objektif neden bulunmadığı gerekçesiyle sözleşmeyi belirsiz süreli kabul ederek feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar vermiştir. Bu karar, belirli süreli sözleşme iddiasında ispat yükünün kime ait olduğunu ve bu yükün karşılanamamasının sonuçlarını somut biçimde ortaya koymaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 19.01.2026 tarihli, 2025/9391 Esas ve 2026/349 Karar sayılı güncel ilamında, bakiye süre ücretinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi kapsamında bir tazminat olduğu, bu tazminatın belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçinin sözleşme süresine uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktar üzerinden hesaplandığı yinelenmiştir. Kararda ayrıca, işverenin sözleşmenin yenileneceği yönünde işçi nezdinde makul bir güven oluşturduğu ancak yeni sözleşmenin yürürlüğe girmediği bir olayda, işçinin bu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğradığı zararın genel hükümler çerçevesinde tazmin edilebileceği değerlendirilmiştir. Bu karar, belirli süreli sözleşmelerin yenilenmesine ilişkin beklentilerin de hukuken bir karşılığı olabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Sık Sorulan Sorular

Belirli süreli iş sözleşmesi nedir? Belirli süreli iş sözleşmesi, iş ilişkisinin önceden belirlenmiş bir süreye veya belirli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif bir koşula bağlanarak yazılı şekilde kurulduğu sözleşme türüdür.

Belirli süreli iş sözleşmesi hangi şartlarda geçerli olur? Sözleşmenin yazılı yapılmış olması, açık veya örtülü şekilde bir süreye bağlanmış olması ve bu süreye bağlanmayı haklı kılan objektif bir nedenin bulunması gerekir. Bu şartlardan biri eksikse sözleşme belirsiz süreli sayılabilir.

Belirli süreli iş sözleşmesi kaç kez yenilenebilir? Kanun kesin bir sayı öngörmemiş, esaslı bir neden bulunması şartını aramıştır. Esaslı neden olmaksızın art arda (zincirleme) yapılan yenilemeler, sözleşmeyi başlangıcından itibaren belirsiz süreli hale getirir.

Belirli süreli iş sözleşmesinde işçi kıdem tazminatı alabilir mi? Sözleşme süresinin dolmasıyla kendiliğinden sona erdiğinde kural olarak kıdem tazminatına hak kazanılmaz. Ancak sözleşme esaslı neden olmaksızın belirsiz süreliye dönüşmüşse veya işveren tarafından haksız şekilde feshedilmişse, koşullarına göre kıdem tazminatı veya bakiye süre ücreti gündeme gelebilir.

Belirli süreli iş sözleşmesi süresinden önce feshedilirse ne olur? İşveren haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi süresinden önce feshederse, işçi sözleşme süresine uyulmuş olsaydı kazanabileceği ücret tutarında bakiye süre ücreti talep edebilir.

Belirli süreli çalışan işçi iş güvencesinden yararlanabilir mi? Kural olarak hayır; iş güvencesi hükümleri belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçiler için öngörülmüştür. Ancak sözleşme esaslı neden olmaksızın kurulmuş veya zincirleme yapılmışsa ve bu nedenle belirsiz süreli sayılırsa, işçi iş güvencesinden de yararlanabilir.

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye ayrımcılık yapılabilir mi? Hayır. Kanun, belirli süreli çalışan işçinin salt bu nedenle emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulmasını yasaklamıştır; ücret ve kıdeme bağlı menfaatler orantılı biçimde uygulanmalıdır.

Belirli süreli iş sözleşmesi için dava açılabilir mi? Evet. Sözleşmenin gerçekte belirsiz süreli olduğu, haksız feshedildiği veya eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığı iddiasıyla iş mahkemesinde dava açılabilir; işe iade talepli uyuşmazlıklarda önce arabulucuya başvurulması gerekir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Metni

Bu makale, belirli süreli iş sözleşmesi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak yazılmıştır. Her sözleşme ilişkisi kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir; bu nedenle yazı içeriği, herhangi bir somut olaya ilişkin kesin hukuki görüş veya hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat hükümleri ve Yargıtay uygulaması zaman içinde değişebilmektedir. Belirli süreli bir sözleşme imzalamayı düşünen veya böyle bir sözleşme nedeniyle uyuşmazlık yaşayan okuyucuların, somut durumlarının değerlendirilmesi için bir iş hukuku avukatından profesyonel destek alması önerilir.

Bu konu hakkında hukuki hizmet

İş Hukuku

İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklar, işçilik alacakları, tazminatlar ve işe iade süreçlerinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri.

İş Hukuku hizmet alanımızı inceleyin

Bu yazı İş Hukuku kategorisinde yer alıyor.

İlgili Makaleler

İş Hukuku

İşe İade Davası

İşe iade davası, iş sözleşmesi işveren tarafından geçerli bir sebep gösterilmeden veya gösterilen sebep gerçekte geçerli olmadan feshedilen işçinin, mahkemeden feshin geçersizliğinin tespitini ve eski işine dönmesini talep ettiği dava türüdür.

Oku

İş Hukuku

Fazla Mesai Ücreti ve Diğer İşçi Alacakları Nedir?

Fazla mesai (fazla çalışma) ücreti, işçinin kanunda öngörülen normal çalışma süresinin üzerinde çalıştırılması halinde, bu ek çalışma karşılığında işveren tarafından ödenmesi gereken ücrettir.

Oku

İş Hukuku

İhbar Tazminatı Nedir?

İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden tarafın, kanunda öngörülen bildirim (ihbar) süresine uymaması halinde karşı tarafa ödemesi gereken tazminattır.

Oku

İş Hukuku

Kıdem Tazminatı Nedir?

Kıdem tazminatı, belirli şartların gerçekleşmesi halinde işçiye, çalıştığı süreye karşılık olarak işveren tarafından ödenen bir tazminat türüdür. Bu tazminat, işçinin aynı işyerinde veya aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde geçirdiği hizmet süresinin bir karşılığı niteliğindedir ve iş sözleşmesi kanunda öngörülen belirli nedenlerle sona erdiğinde gündeme gelir.

Oku

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Haklarınızı korumak ve en doğru çözümü bulmak için bizimle iletişime geçin.

İletişime Geç