Ceza Hukuku

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu

Ahmet GeçgelYayın: 11 dk okuma
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Nedir? Şartları ve Cezası

Ticari hayatta ve kişiler arası borç ilişkilerinde teminat amacıyla verilen bono, çek gibi senetler, borç tamamen ödendikten sonra alacaklı tarafından borçluya iade edilmelidir. Uygulamada borç ödenmesine rağmen senedin geri verilmediği, hatta bu senedin icra takibine konu edildiği veya başka birine devredildiği durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Türk Ceza Kanunu, bu davranışı "bedelsiz senedi kullanma" başlığı altında ayrı bir suç olarak düzenlemiştir.

Bu suç, görünüşte sıradan bir icra-iflas veya ticaret hukuku uyuşmazlığı gibi algılansa da aslında ceza hukukunun konusuna girmekte ve şikâyet üzerine soruşturulmaktadır. Borcunu ödediği hâlde elindeki senet nedeniyle icra takibiyle karşılaşan kişiler açısından hem maddi hem de itibari sonuçlar doğurabilen bu süreçte, hakların zamanında ve doğru şekilde kullanılması büyük önem taşır. Alanya ve çevresinde benzer uyuşmazlıklarla karşılaşan kişilerin bir Alanya Ceza Avukatı ile süreci birlikte yürütmesi, hem delillerin doğru toplanması hem de şikâyet ve zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması bakımından önemlidir.

Bu yazıda bedelsiz senedi kullanma suçunun hukuki tanımı, unsurları, benzer suçlardan farkları, öngörülen cezası, soruşturma ve kovuşturma süreci ile uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar; konuyla doğrudan ilgili Yargıtay kararları ışığında açıklanmaktadır.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Hukuki Tanımı

Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde, 156. maddede düzenlenmiştir. Madde metni şu şekildedir:

> Madde 156- (1) Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.

Kanun koyucu burada "senet" ifadesini kullanmıştır; bu kapsama bono, poliçe, adi borç senedi gibi para veya değer içeren, borç ilişkisini belgeleyen kambiyo senetleri ve adi senetler girmektedir. Suçun oluşması için senedin başlangıçta geçerli bir borç ilişkisine dayanması, ancak sonradan borcun kısmen veya tamamen ödenmesi ya da başka bir şekilde ortadan kalkması nedeniyle "bedelsiz" hâle gelmiş olması gerekir. Failin bu bedelsiz kalmış senedi hâlâ geçerliymiş gibi kullanması, suçu oluşturan fiildir.

Madde açıkça "şikâyet üzerine" ifadesine yer verdiğinden, bedelsiz senedi kullanma suçu soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suçtur. Mağdurun şikâyeti olmadan resen soruşturma yapılamaz.

Suçun Unsurları

Bu suçu işleyebilecek kişi belirli bir meslek grubu veya sıfatla sınırlı değildir; elinde bedelsiz kalmış bir senet bulunan herkes fail olabilir. Ancak ortada suçun oluştuğundan söz edebilmek için birkaç şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir.

Öncelikle failin elinde gerçek bir borç ilişkisine dayanan bir senet bulunmalıdır. Bu senedin karşılığındaki borç, zaman içinde borçlu tarafından kısmen veya tamamen ödenmiş olmalıdır. İşte tam bu noktada senet artık "bedelsiz" hâle gelir; çünkü karşılığındaki borç kalmamış ya da azalmıştır. Suçu oluşturan asıl davranış, failin elindeki bu bedelsiz senedi sanki hâlâ geçerliymiş gibi kullanmasıdır. Bu kullanım genellikle iki şekilde karşımıza çıkar: senedin icra takibine konu edilmesi ya da başka bir kişiye ciro yoluyla devredilmesi. Borcun sadece bir kısmı ödenmişse ve fail kalan miktardan daha fazlası için senedi kullanırsa, bu durumda da suç oluşur.

Mağdur ise senedi imzalayan, borcunu kısmen ya da tamamen ödemiş olmasına rağmen elindeki senet yüzünden icra takibiyle veya başka bir mağduriyetle karşılaşan kişidir.

Suçun manevi boyutuna gelince: bu suç ancak kasten işlenebilir. Yani failin, senedin artık bedelsiz kaldığını, borcun ödendiğini bilerek buna rağmen senedi kullanması gerekir. Örneğin bir şirkette sadece kağıt üzerinde ortak görünen ama yönetimle hiçbir ilgisi olmayan, senedin devrinden haberi bulunmayan bir kişi bakımından bu bilgi ve isteğin (kastın) ayrıca ve somut delillerle ortaya konması gerekir; aksi hâlde bu kişi hakkında beraat kararı çıkabilir.

Senet daha icraya konulmadan veya devredilmeden fiil yarıda kesilirse teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Suçun birden fazla kişi eliyle, örneğin bir şirketin birkaç yetkilisi tarafından işlenmesi durumunda ise her sanığın olaya katkısı ve kastı ayrı ayrı incelenir; sadece isim olarak sürece dahil olmak tek başına cezai sorumluluk doğurmaz.

Benzer Suçlar ve Hukuki Kavramlarla Karşılaştırma

Bedelsiz senedi kullanma suçu, uygulamada sıklıkla dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve belgede sahtecilik suçlarıyla birlikte gündeme gelir. Dosyanın hangi suça gireceğinin doğru tespit edilmesi, savunmanın ve şikâyetin doğru kurulması açısından önemlidir.

Dolandırıcılıktan farkı, işin başlangıç noktasında gizlidir. Bedelsiz senedi kullanmada senet, verildiği tarihte gerçek ve geçerli bir borca dayanır; sorun sonradan, yani borç ödendiği hâlde senedin geri verilmeyip kullanılmasıyla ortaya çıkar. Dolandırıcılıkta ise fail, daha en baştan hileli bir davranışla karşı tarafı kandırıp zarara uğratır; senet baştan itibaren gerçek bir borca dayanmayabilir. Kısacası bedelsiz senedi kullanmada "sonradan bozulan" bir ilişki, dolandırıcılıkta ise "en baştan kurgulanan" bir aldatma vardır.

Güveni kötüye kullanma suçuyla karıştırılması da sık rastlanan bir durumdur. Bu suçta fail, kendisine belirli bir amaçla (örneğin saklaması veya belirli bir işte kullanması için) teslim edilen bir malı, bu amacın dışında kullanır. Bedelsiz senedi kullanmada ise böyle bir emanet ilişkisi aranmaz; sorun doğrudan borcun ödenmesine rağmen senedin hâlâ geçerliymiş gibi kullanılmasından kaynaklanır.

Senet üzerinde bir sahtecilik yapılıp yapılmadığı da ayrıca bakılması gereken bir noktadır. Senet gerçek olup üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan, sadece bedelsiz kaldığı hâlde kullanılıyorsa bedelsiz senedi kullanma suçu söz konusudur. Ama senedin üzerindeki miktar artırılmış, imza taklit edilmiş ya da başka bir şekilde içeriği değiştirilmişse, somut olayın koşullarına göre ayrıca belgede sahtecilik suçu da gündeme gelebilir.

Son olarak, bedelsiz senedi kullanma suçunun şikâyete tabi olması da onu birçok başka suçtan ayırır. Dolandırıcılık gibi bazı suçlar mağdurun şikâyeti aranmaksızın resen soruşturulurken, bedelsiz senedi kullanma suçunda mağdurun şikâyette bulunması, sürecin başlaması için şarttır.

Cezası ve Uygulanabilecek Hukuki Kurumlar

TCK m.156 uyarınca bedelsiz senedi kullanma suçunun temel cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasıdır. Kanun metninde "ve" bağlacı kullanıldığından, hapis cezası ile adli para cezası seçimlik değil, birlikte hükmedilmesi gereken cezalardır. Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarında, hükümde yalnızca hapis cezasına yer verilip adli para cezasının unutulması bozma nedeni sayılmaktadır.

Yargılama sırasında dosyanın özelliğine göre gündeme gelebilecek başka kurumlar da vardır. Aynı kişiye karşı senedin farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılması hâlinde, tek bir suç işleme kararı çerçevesinde gerçekleşmişse zincirleme suç hükümleri (TCK m.43) uygulanabilir. Suç birden fazla kişi tarafından işlenmişse, her failin olaya katkısı ayrı değerlendirilerek iştirak hükümleri devreye girer.

Failin geçmişi, pişmanlığı ve sosyal durumu gibi hususlar mahkemece takdiri indirim (TCK m.62) nedeni sayılabilir. Hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha kısa sürerse, mahkeme bunu adli para cezasına ya da başka bir seçenek yaptırıma çevirebilir (TCK m.49-50). İki yıl veya altındaki hapis cezaları, kanunda aranan şartların (örneğin daha önce ağır bir kasıtlı suçtan mahkumiyetin bulunmaması, yargılama sürecinde pişmanlık gösterilmesi) somut olayda gerçekleşmesi hâlinde ertelenebilir (TCK m.51). Yine belirli şartların oluşması ve mahkemenin takdirine bağlı olarak, iki yıl veya altındaki hapis cezalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m.231) da mümkün olabilir.

Ayrıca bu suç şikâyete tabi bir suç olduğundan, soruşturma aşamasında dosya kural olarak önce uzlaştırma bürosuna gönderilir (CMK m.253). Taraflar uzlaşırsa dava açılmadan süreç sona erebilir.

Burada sayılan kurumların hangisinin uygulanacağı, tamamen dosyanın somut delillerine ve mahkemenin takdirine bağlıdır; hiçbir aşamada belirli bir sonucun kesin olarak gerçekleşeceği söylenemez.

Soruşturma ve Dava Süreci

Bedelsiz senedi kullanma suçu şikâyete tabi olduğundan süreç, mağdurun şikâyeti ile başlar. TCK m.73 uyarınca şikâyet hakkı, failin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır; bu süre kaçırıldığında soruşturma yapılamaz. Şikâyet üzerine süreç genel hatlarıyla şu şekilde ilerler:

1. Şikâyet: Mağdur, savcılığa veya kolluğa başvurarak şikâyetini bildirir.

1. Uzlaştırma girişimi: Şikâyete tabi bir suç olması nedeniyle dosya, kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunması hâlinde uzlaştırma bürosuna gönderilir.

1. Soruşturma: Şüphelinin ifadesi alınır; senedin aslı, ödeme belgeleri (banka dekontu, makbuz), tanık beyanları gibi deliller toplanır.

1. İddianame: Uzlaşma sağlanamaz ve yeterli şüphe bulunursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek kamu davası açar.

1. Kovuşturma ve duruşmalar: Mahkeme, toplanan delilleri ve tarafların beyanlarını değerlendirerek yargılamayı yürütür.

1. Hüküm: Mahkumiyet, beraat veya düşme kararlarından biri verilir.

1. Kanun yolları: Karara karşı istinaf ve gerekli hâllerde temyiz yoluna başvurulabilir.

Şüpheli ve sanığın kendisini avukatla savunma hakkı, susma hakkı ve delillere itiraz hakkı; mağdur ve müştekinin ise şikâyetini takip etme, katılan sıfatıyla davaya katılma ve vekil aracılığıyla haklarını savunma hakkı bulunmaktadır.

Bu suç bakımından dava zamanaşımı, TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıl olup, davanın açılmasıyla veya belirli kesme nedenleriyle TCK m.67/4 gereğince en fazla on iki yıla kadar uzayabilir (olağanüstü dava zamanaşımı). Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesi, suç tarihinden itibaren on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması hâlinde davanın düşürülmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ödeme delillerinin saklanması: Borcun ödendiğini gösteren banka dekontu, elden ödeme makbuzu, tanık beyanı gibi belgeler, hem şikâyet hem de savunma aşamasında belirleyici öneme sahiptir.
  • Senedin iadesinin talep edilmesi: Borç öderken senedin aslının geri alınması veya karşılığında yazılı bir ibraname düzenlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde önler.
  • İfade sırasında dikkat: Şüpheli sıfatıyla ifade verirken, senedin ne şekilde elde edildiği, borcun ödenip ödenmediği konusunda tutarlı ve avukat desteğiyle beyanda bulunulması önemlidir.
  • Şikâyet ve zamanaşımı sürelerine dikkat: Altı aylık şikâyet süresinin kaçırılması hâlinde soruşturma yapılamayacağından, mağdurların bu süreyi takip etmesi gerekir.
  • Bilirkişi incelemesi: Senet üzerindeki yazı, imza veya tahrifat iddialarında, gerektiğinde adli bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

Sürecin sonucu her somut olayın kendine özgü delil durumuna göre değişir; hiçbir aşamada kesin bir sonuç garanti edilemez. Bu nedenle gerek şikâyetçi gerek şüpheli/sanık sıfatıyla sürece dahil olan kişilerin, dosyaya özgü değerlendirme için bir Alanya Ceza Avukatı ile görüşerek delillerini ve haklarını zamanında ortaya koyması tavsiye edilir.

Yargıtay Kararları

1) Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/18261, K. 2014/11610, T. 10.06.2014

Olay: Sanık, katılanın kendisine ait şirketten aldığı mallar karşılığında verdiği senedin bedelini tamamen ödemesine rağmen, elinde kalan senedi kullanarak katılan hakkında icra takibi başlatmıştır.

Yargıtay'ın değerlendirmesi: Daire, bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için failin elinde borçlusunca bedeli tamamen veya kısmen ödenmiş bir senet bulunması ve bu senedin ödenmemiş gibi tahsile konulması ya da başkasına devredilmesi gerektiğini vurgulamış; somut olayda suçun oluştuğuna yönelik kabulde isabetsizlik görmemiştir. Ayrıca mahkemenin, TCK m.156/1 uyarınca hapis cezasıyla birlikte adli para cezasına da hükmetmesi gerektiğini, bunun gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

Makale konusu bakımından önemi: Bu karar, suçun maddi unsurunu (ödenmiş senedin icraya konulması) ve hapis-adli para cezasının birlikte uygulanması zorunluluğunu netleştirmesi bakımından temel referans niteliğindedir.

2) Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/6304, K. 2014/21782, T. 22.12.2014

Olay: Şikâyetçinin imzaladığı ve bedelini ödediği senet, sanıklardan biri tarafından başka bir firmaya ciro edilerek şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edilmiştir. Sanıklardan biri hakkında beraat, diğeri hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

Yargıtay'ın değerlendirmesi: Daire, şirkette sadece kağıt üzerinde ortaklığı bulunan, senedin verilmesinden ve devrinden haberi olmadığı anlaşılan sanık hakkındaki beraat kararını onamış; buna karşılık, ödenmiş senedi başka bir şirkete devrettiği sabit olan diğer sanık hakkında beraat kararı verilmesini, suçun sübuta erdiği gerekçesiyle bozmuştur.

Karar, hem manevi unsurun (kastın) her sanık bakımından ayrı ayrı ve somut delillerle ispatlanması gerektiğini hem de senedin devredilmesinin (ciro edilmesinin) tek başına suçu oluşturmaya yeteceğini göstermesi bakımından öğreticidir.

3) Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2020/7894, K. 2020/9190, T. 24.09.2020

Olay: 2007 yılında işlendiği iddia edilen bedelsiz senedi kullanma suçundan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş, hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay'ın değerlendirmesi: Daire, suçun cezasının üst sınırı itibarıyla TCK m.66/1-e ve m.67/4 uyarınca uygulanması gereken on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolduğunu tespit ederek, kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

Bu karar, bedelsiz senedi kullanma suçunda zamanaşımı sürelerinin somut olayda ne denli belirleyici olabileceğini, sürecin takip edilmemesi hâlinde mağdurun hak kaybına uğrayabileceğini gözler önüne sermektedir.

Sık Sorulan Sorular

Bedelsiz senedi kullanma suçu nedir? Borcu kısmen veya tamamen ödenmiş, bu nedenle bedeli kalmamış bir senedin, hâlâ geçerliymiş gibi icra takibine konulması veya başkasına devredilmesi fiilidir. TCK m.156'da düzenlenmiştir.

Bedelsiz senedi kullanma suçunun cezası nedir? Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülmüştür. Yargıtay içtihadına göre bu iki ceza birlikte, seçimlik olmaksızın hükmedilir.

Bedelsiz senedi kullanma suçu şikâyete tabi midir? Evet. Kanun maddesinde açıkça "şikâyet üzerine" ifadesi yer aldığından, mağdurun şikâyeti olmadan soruşturma başlatılamaz. Şikâyet, öğrenmeden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Bedelsiz senedi kullanma suçunda tutuklama söz konusu olur mu? Kanunda öngörülen ceza üst sınırı (iki yıl) dikkate alındığında, tutuklama tedbirinin uygulanması istisnai bir durumdur; somut olayın delil durumuna, kaçma şüphesine ve diğer koşullara göre değerlendirilir.

Bedelsiz senedi kullanma davasında beraat mümkün müdür? Evet, kastın veya maddi unsurun (senedin gerçekten bedelsiz kaldığının ya da failin bunu bilerek kullandığının) her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanamadığı durumlarda beraat kararı verilebilir; Yargıtay uygulamasında buna ilişkin örnekler mevcuttur.

Bedelsiz senedi kullanma suçunun zamanaşımı ne kadardır? Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl olup, kesme nedenleriyle en fazla on iki yıla kadar uzayabilir (olağanüstü zamanaşımı).

Bedelsiz senedi kullanma nedeniyle verilen hapis cezası ertelenebilir mi? Kanunda aranan şartların (daha önce belirli bir süreyi aşan kasıtlı suç mahkumiyetinin bulunmaması, pişmanlık gibi) somut olayda gerçekleşmesi hâlinde, iki yıl ve altındaki hapis cezaları mahkemenin takdirine bağlı olarak ertelenebilir.

Bedelsiz senedi kullanma suçu adli para cezasına çevrilebilir mi? Hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise (kısa süreli hapis cezası), mahkemenin takdirine göre adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir.

Bedelsiz senedi kullanma ile dolandırıcılık suçu arasındaki fark nedir? Bedelsiz senedi kullanmada senet başlangıçta geçerli bir borca dayanır ve sonradan bedelsiz kalır; dolandırıcılıkta ise fail, hileli davranışlarla mağduru baştan itibaren aldatarak zarara uğratır. Somut olayda her iki suçun unsurlarının birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Metni

Bu makale, bedelsiz senedi kullanma suçu hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olay kendine özgü delil ve koşullar içerdiğinden, burada yer verilen açıklamalar belirli bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanamayabilir. Mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları zaman içinde değişebilmektedir. Bu nedenle, karşılaşılan somut olay bakımından güncel mevzuat ve içtihatlar çerçevesinde bir avukattan hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Bu konu hakkında hukuki hizmet

Ceza Hukuku

Ceza soruşturması ve kovuşturması süreçlerinde, müvekkillerin haklarının korunmasına yönelik hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri.

Ceza Hukuku hizmet alanımızı inceleyin

Bu yazı Ceza Hukuku kategorisinde yer alıyor.

İlgili Makaleler

Ceza Hukuku

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni kötüye kullanma suçu, başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, devir amacı dışında tasarrufta bulunulması ya da bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşan bir suçtur.

Oku

Ceza Hukuku

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, bir kişinin hiçbir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen ya da kısmen işgal etmesi, sınırlarını değiştirmesi ya da bozması veya hak sahibinin bu taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olması hâlinde oluşan bir suçtur.

Oku

Ceza Hukuku

Hırsızlık Suçu

Hırsızlık suçu, bir kişinin zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alması hâlinde oluşan bir suçtur.

Oku

Ceza Hukuku

Nitelikli Hırsızlık Suçu

Nitelikli hırsızlık suçu, hırsızlık fiilinin kanunda sayılan belirli özel koşullar altında (kamu kurumuna ait eşya, kilitli veya muhafaza altına alınmış yer, kapkaç/yankesicilik, bilişim sistemi kullanımı gibi) işlenmesi hâlinde, temel hırsızlık suçuna göre çok daha ağır cezayı gerektiren hâlleridir. Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde düzenlenmiştir.

Oku

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Haklarınızı korumak ve en doğru çözümü bulmak için bizimle iletişime geçin.

İletişime Geç