Çocuk düşürme, çocuk düşürtme suçundan farklı olarak, gebe kadının bizzat kendi çocuğunu üçüncü bir kişinin müdahalesi olmaksızın isteyerek düşürmesini konu alan, uygulamada nispeten az görülen bir suç tipidir. Bu suçla karşılaşan taraflar çoğu zaman "çocuk düşürme ile düşürtme arasındaki fark ne", "kadının kendisi neden cezalandırılıyor", "ceza ne kadar olur" gibi soruların cevabını arar. Bu yazıda çocuk düşürme suçunun yasal dayanağı, şartları, cezai sonuçları ve yargılama süreci güncel mevzuat ve Yargıtay uygulaması esas alınarak sade bir dille anlatılmaktadır.
Çocuk Düşürme Nedir?
Çocuk düşürme, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının, çocuğunu bizzat kendisi ve isteyerek düşürmesidir. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 100. maddesinde tek fıkra hâlinde düzenlenmiştir: "Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi hâlinde, bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur."
Bu suç, TCK m. 99'daki çocuk düşürtme suçundan temel bir noktada ayrılır: çocuk düşürtmede fiili gerçekleştiren bir üçüncü kişidir (kadının kendisi değil), çocuk düşürmede ise fiili bizzat gebe kadının kendisi gerçekleştirir. Bu nedenle m. 100, yalnızca gebe kadın tarafından işlenebilen özgü bir suçtur.
Çocuk Düşürmenin Hukuki Dayanağı Nedir?
Suçun tek dayanağı TCK madde 100'dür. Madde metni oldukça kısa ve sade olmakla birlikte, uygulamada 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile birlikte değerlendirilir. Bu Kanunun 5. maddesine göre, gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca yoksa istek üzerine rahim tahliyesi yapılabilir; on haftadan sonra ise ancak sınırlı tıbbi zorunluluk hâllerinde ve uzman hekim raporlarıyla işlem yapılabilir.
Doktrinde ve bazı Yargıtay kararlarında dikkat çekilen önemli bir husus, TCK m. 99/2'nin üçüncü kişi tarafından yapılan işlemler için "tıbbi zorunluluk bulunmadığı hâlde" ifadesini kullanmasına karşın, m. 100'ün metninde herhangi bir tıbbi zorunluluk istisnasına yer verilmemiş olmasıdır. Bu, kanun koyucunun kadının kendi eylemini üçüncü kişinin eyleminden farklı bir şekilde düzenlediği yönünde yorumlanmaktadır; bu noktanın uygulamadaki sonuçları somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Çocuk Düşürmenin Şartları Nelerdir?
Özgü Suç Niteliği (Fail)
Bu suç, ancak gebe olan kadın tarafından işlenebilen özgü bir suçtur. Kadının fiiline yardım eden veya onu bu yönde azmettiren üçüncü kişiler bakımından ise iştirak hükümleri veya duruma göre TCK m. 99 kapsamındaki çocuk düşürtme suçu gündeme gelebilir.
Gebelik Süresi
Suçun oluşması için gebelik süresinin on haftayı aşmış olması gerekir. Yargıtay uygulamasına göre, gebelik süresinin on haftadan fazla olduğunun kesin ve inandırıcı delillerle (tıbbi rapor, doktor beyanı vb.) ortaya konması gerekir; bu husus şüpheli kalırsa mahkûmiyet kurulamaz.
İsteyerek Hareket Etme (Kast)
Kadının, çocuğunu düşürme sonucunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Doğal yollarla, kadının iradesi dışında gerçekleşen düşükler bu suç kapsamına girmez.
Fiilin Bizzat Kadın Tarafından Gerçekleştirilmesi
Fiilin, üçüncü bir kişinin müdahalesi olmaksızın bizzat kadın tarafından gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bir üçüncü kişinin müdahalesi varsa, olay TCK m. 99 kapsamında (çocuk düşürtme, gerekirse kadının da m. 99/2 kapsamında ayrıca sorumluluğu) değerlendirilir.
Çocuk Düşürmeyle İlgili Önemli Kavramlar
Çocuk Düşürme – Çocuk Düşürtme Ayrımı
TCK m. 99 (çocuk düşürtme) failinin genellikle bir üçüncü kişi (örneğin sağlık personeli veya yetkisiz bir kişi) olmasına karşın, TCK m. 100 (çocuk düşürme) yalnızca gebe kadının kendisi tarafından işlenebilir. Ceza miktarları da bu ayrıma paralel olarak farklıdır; m. 100'ün cezası, m. 99'a göre belirgin şekilde daha hafiftir.
Suçun Konusu ve Mağduru
Yargıtay uygulamasına göre bu suç grubunda mağdur, anne karnındaki cenindir. Bu nedenle, davaya kadının eşi veya bir başka yakınının katılan sıfatıyla katılma hakkı bulunmadığı Yargıtay kararlarında vurgulanmaktadır.
Tıbbi Zorunluluk İstisnasının Bulunmaması
TCK m. 99/2'nin aksine, m. 100 metninde tıbbi zorunluluk hâline ilişkin açık bir istisna yer almaz. Bu konudaki farklı görüşler, doktrinde ve içtihatlarda tartışılmaya devam etmektedir; bazı görüşlere göre bu, m. 99'daki tıbbi zorunluluk istisnasının m. 100 bakımından da kıyasen uygulanabileceği yönündeyken, bazı görüşlere göre kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olarak değerlendirilmelidir.
Çocuk Düşürmenin Sonuçları Nelerdir?
Çocuk düşürme suçunun cezası, bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bu, TCK'daki en hafif ceza kategorilerinden biridir ve mahkeme, somut olayın koşullarına göre hapis cezası ile adli para cezası arasında seçim yapabilir. Mahkumiyet hâlinde, koşulları oluşuyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), erteleme veya adli para cezasına çevirme gibi imkânlar da gündeme gelebilir. Cezanın somut miktarı; failin kastının yoğunluğu ve TCK m. 61'de sayılan diğer ölçütlere göre mahkemece belirlenir; her dosyanın kendine özgü koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuk Düşürme Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Uygulamada sık karşılaşılan örnekler şunlardır (aşağıdaki örnekler tamamen genel bilgilendirme amaçlıdır, gerçek bir olaya işaret etmez):
- Gebelik süresi on haftayı aşmış bir kadının, üçüncü bir kişinin müdahalesi olmaksızın kendi girişimiyle (ilaç, fiziksel müdahale vb.) gebeliğini sonlandırması.
- Bu tür bir olayın, sonradan yapılan tıbbi muayene veya soruşturma sırasında ortaya çıkması.
Çocuk Düşürme İçin Başvuru, Şikayet veya Dava Süreci
Çocuk düşürme, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığından şikâyete tabi olmayan bir suç olarak değerlendirilir; savcılık, olayı öğrendiğinde resen soruşturma başlatabilir. Süreç genellikle şu şekilde ilerler:
1. Tespit: Süreç genellikle bir tıbbi muayene, hastane başvurusu veya başka bir soruşturma sırasında ortaya çıkan bulgularla başlar.
1. Adli/tıbbi inceleme: Gebelik süresinin on haftayı aşıp aşmadığı ve fiilin bizzat kadın tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda tıbbi delil toplanır.
1. Savcılık soruşturması: İfadeler alınır, tıbbi kayıtlar incelenir.
1. İddianame ve kovuşturma: Yeterli şüphe oluşursa dava açılır ve görevli mahkemede yargılama yapılır.
1. Karar ve kanun yolları: Mahkeme kararına karşı istinaf ve gerekirse temyiz yoluna başvurulabilir.
Süreler ve Zamanaşımı
Çocuk düşürme suçunda ceza üst sınırı bir yıl olduğundan, dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır. Bu suç şikâyete tabi olmadığından ayrıca bir şikâyet süresi bulunmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme veya Kurum
Çocuk düşürme suçunda öngörülen ceza üst sınırı düşük olduğundan, bu suça asliye ceza mahkemesi bakmaktadır; koşulları varsa basit yargılama usulü de gündeme gelebilir. Yetkili mahkeme, genel kural olarak fiilin işlendiği yer mahkemesidir.
Deliller ve Belgeler
Bu tür dosyalarda sıklıkla başvurulan delil ve belgeler şunlardır:
- Gebelik süresini gösteren tıbbi kayıt ve raporlar
- Hastane başvuru ve tedavi kayıtları
- Adli tıp raporları
- İfadeler ve varsa tanık beyanları
Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada sık karşılaşılan hatalardan bazıları şunlardır:
- Gebelik süresinin on haftayı aştığının yeterli tıbbi delille ortaya konmadan mahkûmiyete hükmedilmesi.
- Çocuk düşürme (m. 100) ile çocuk düşürtme (m. 99) suçlarının karıştırılması; fiilin bizzat kadın tarafından mı yoksa bir üçüncü kişi tarafından mı gerçekleştirildiğinin doğru tespit edilmemesi.
- Doğal yollarla gerçekleşen düşüklerin, kadının isteyerek hareket ettiği yönünde yanlış değerlendirilmesi.
Avukat Desteğinin Önemi
Çocuk düşürme davaları; gebelik süresinin doğru tespiti, fiilin bizzat kadın tarafından mı yoksa bir üçüncü kişi tarafından mı gerçekleştirildiğinin belirlenmesi ve kastın ispatı bakımından teknik bir değerlendirme gerektirir. Bir ceza avukatının süreci en başından takip etmesi; delillerin zamanında toplanması, tıbbi raporların doğru değerlendirilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi imkânların değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut olayın bir hukukçu tarafından ayrıca değerlendirilmesi tavsiye edilir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk düşürme suçunun cezası kaç yıldır?
Bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.
Çocuk düşürme ile çocuk düşürtme arasındaki fark nedir?
Çocuk düşürmede (TCK m. 100) fiili bizzat gebe kadının kendisi gerçekleştirir. Çocuk düşürtmede (TCK m. 99) ise fiili bir üçüncü kişi gerçekleştirir.
Gebelik süresi on haftadan az ise bu suç oluşur mu?
Hayır. Suçun oluşması için gebelik süresinin on haftadan fazla olması gerekir.
Doğal yollarla gerçekleşen düşük bu suçu oluşturur mu?
Hayır. Suçun oluşması için kadının çocuğunu isteyerek (kasten) düşürmesi gerekir; iradesi dışında gerçekleşen düşükler kapsam dışıdır.
Çocuk düşürme şikâyete tabi bir suç mudur?
Hayır, kanunda aksi belirtilmediğinden savcılık resen soruşturma yürütebilir.
Çocuk düşürme davasında hangi mahkeme görevlidir?
Asliye ceza mahkemesi görevlidir.
Çocuk düşürme suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Bu suçta tıbbi zorunluluk savunması ileri sürülebilir mi?
TCK m. 100 metninde açık bir tıbbi zorunluluk istisnası yer almaz; bu husus doktrinde tartışmalı olup, somut olayın koşullarına göre bir hukukçu tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Konuyla İlgili Yargıtay Kararları
Aşağıdaki kararlar, çocuk düşürme suçuna ilişkin Yargıtay uygulamasından örneklerdir. Bu suç tipi uygulamada nispeten az sayıda dosyaya konu olduğundan, aşağıda hem doğrudan ceza kararlarına hem de konuyla ilgili yorumlayıcı bir karara yer verilmiştir. Kararlar Yargı PRO veri tabanından derlenmiştir; her kararın kendi somut olay koşulları bulunduğu unutulmamalıdır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/18455, K. 2022/7329, 04.07.2022
Kararda, çocuk düşürme suçunun mağdurunun anne karnındaki cenin olduğu; suçun oluşması için gebelik süresinin on haftadan fazla olduğunun dosyadaki delillerle (doktor raporları, taraf beyanları) her türlü şüpheden uzak biçimde kanıtlanması gerektiği, bu husus ispatlanamadığı takdirde beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karara bakınız
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2010/14557, K. 2011/2772, 05.04.2011
Karar, çocuk düşürme suçundan yapılan bir soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi üzerine, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay önüne taşınmasına ilişkin usuli bir örnektir. Karara bakınız
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6485, K. 2023/1040, 22.02.2023 (karşı oy)
Bir tıbbi kötü uygulama tazminatı davasına ilişkin bu kararın karşı oy gerekçesinde, TCK m. 99/2'nin üçüncü kişiler için "tıbbi zorunluluk" istisnasına yer verdiği, buna karşın doğrudan çocuk düşürmeyi düzenleyen TCK m. 100'ün metninde tıbbi zorunluluktan hiç bahsedilmediği ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Bu karar, m.100'ün doğrudan uygulandığı bir ceza davası olmayıp, m. 99 ile m. 100 arasındaki normatif farkı açıklayan yorumlayıcı bir örnek olarak paylaşılmıştır. Karara bakınız
Sonuç
Çocuk düşürme, TCK m. 100'de düzenlenen, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu bizzat ve isteyerek düşürmesini cezalandıran, çocuk düşürtme suçuna kıyasla daha hafif cezayı gerektiren bir suçtur. Cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olup, asliye ceza mahkemesinde görülür; dava zamanaşımı sekiz yıldır. Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır; her somut olayın kendi koşulları içinde bir hukukçu tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut hukuki durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.