Tazminat Hukuku

Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat

Ahmet GeçgelYayın: 11 dk okuma
Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat

Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat Davası

Bir kişinin kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışıyla başka birine zarar vermesi hâlinde, zarar gören kişi bu zararının giderilmesini talep edebilir. Türk hukukunda bu talebin dayanağı "haksız fiil" kurumudur ve trafik kazalarından iş kazalarına, sözleşme dışı mal veya beden zararlarından çeşitli gündelik uyuşmazlıklara kadar çok geniş bir uygulama alanı bulur. Haksız fiil, tazminat hukukunun temel taşlarından biri olup neredeyse her tazminat talebinin arkasında bu kurumun ilkeleri yer alır.

Haksız fiilden söz edebilmek için belirli hukuki şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir; her zarar, otomatik olarak bir tazminat hakkı doğurmaz. Bu yazıda haksız fiilin ne olduğu, tazminat talep edebilmenin şartları, talep edilebilecek tazminat türleri, tazminat miktarının nasıl belirlendiği, hangi hâllerde tazminatın azaltılabileceği veya reddedilebileceği, dava açma süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar; Alanya Tazminat Avukatı arayışında olan okuyucular için anlaşılır bir dille ele alınmaktadır.

Haksız Fiil Nedir?

Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı bir davranışla başka bir kişinin malvarlığında veya şahıs varlığında zarar meydana gelmesine neden olan eylemdir. Bu eylem bir yapma (aktif davranış) şeklinde olabileceği gibi, bir şeyi yapmama (ihmal, pasif davranış) şeklinde de ortaya çıkabilir. Haksız fiil sorumluluğu, taraflar arasında önceden bir sözleşme ilişkisi bulunmasa dahi doğabilir; bu yönüyle sözleşmeden doğan sorumluluktan ayrılır.

Günlük hayatta haksız fiile örnek olarak trafik kazaları, bedensel yaralanmaya veya eşyada hasara yol açan davranışlar, haksız rekabet, kişilik haklarına saldırı, hayvanın verdiği zarar, bir yapının bakımsızlığı nedeniyle üçüncü kişilere verilen zarar gibi durumlar sayılabilir. Uygulama alanı bu kadar geniş olduğundan haksız fiile ilişkin genel kurallar, tazminat hukukunun neredeyse tamamında referans alınır.

Haksız Fiilden Doğan Tazminatın Hukuki Dayanağı

Haksız fiile ilişkin temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ila 76. maddeleri arasında yer alır. TBK m.49'a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür; zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi de bu zararı gidermekle yükümlü tutulmuştur.

Kanun, kusura dayanan bu genel sorumluluğun yanında, belirli tehlikeli faaliyetler veya ilişkiler için kusursuz sorumluluk hâllerini de düzenlemiştir; örneğin adam çalıştıranın çalışanının verdiği zarardan sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu ve tehlike arz eden işletme faaliyetlerinden doğan sorumluluk bu kapsamdadır. Bu hâllerde tazminat talebinin dayanağı yine haksız fiil hükümleri olmakla birlikte, sorumluluğun şartları kusur sorumluluğundan farklılık gösterebilir; bu nedenle somut olayda hangi sorumluluk türünün uygulanacağının doğru tespiti önem taşır.

Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları

Yargıtay içtihatlarında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, haksız fiil sorumluluğunun doğması için dört unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekir: hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı.

Hukuka aykırı fiil, hukuk düzeninin emrettiği bir davranış kuralına aykırı davranılmasıdır. Kusur ise failin, kastı veya ihmali nedeniyle bu hukuka aykırı sonucun doğmasına sebebiyet vermesidir. Zarar, kişinin malvarlığında veya kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmedir; maddi veya manevi nitelikte olabilir. İlliyet (nedensellik) bağı ise fiil ile ortaya çıkan zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir; Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, fiil olmasaydı zararın doğması mümkün olmayacak idiyse fiil ile zarar arasında illiyet bağının var olduğu kabul edilir.

Bu dört unsurdan herhangi biri eksikse haksız fiil sorumluluğundan söz edilemez. Örneğin bir davranış hukuka aykırı ve hatta kusurlu olsa bile, bu davranıştan bir zarar doğmamışsa veya doğan zarar ile davranış arasında illiyet bağı kurulamıyorsa, tazminat sorumluluğu doğmaz. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle de kesilebilir; bu durumda sorumluluk kısmen veya tamamen ortadan kalkabilir.

Zararın ve Kusurun İspatı

TBK m.50 uyarınca zarar gören, hem uğradığı zararı hem de zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirler. Bu düzenleme, zararın varlığının kesin olduğu ancak tutarının tam olarak hesaplanamadığı durumlarda davacıyı korumaya yönelik bir istisna niteliğindedir; zararın varlığının hiç ispat edilememesi hâlinde bu hükme dayanılamaz.

Haksız Fiil Nedeniyle Talep Edilebilecek Tazminat Türleri

Haksız fiil sonucunda uğranılan zararın niteliğine göre farklı tazminat türleri gündeme gelebilir. Malvarlığında meydana gelen ölçülebilir kayıplar için maddi tazminat talep edilir; tedavi giderleri, gelir kaybı, eşyada oluşan hasar bu kapsamdadır. Kişinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde TBK m.56 uyarınca zarar görene, olayın özellikleri göz önünde tutularak manevi tazminata da hükmedilebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde bu manevi tazminat, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da tanınmıştır.

Ölüm hâlinde ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelebilir; bu tazminat, ölen kişinin desteğinden yoksun kalan yakınlarının uğradığı zararın karşılanmasını amaçlar. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, TBK m.55 uyarınca kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; hesaplanan tazminat, yalnızca hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Kişilik haklarının haksız fiil yoluyla zedelenmesi hâlinde ise TBK m.58 kapsamında ayrıca manevi tazminat talep edilebilir.

Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

TBK m.51 uyarınca hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, somut olayın gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Maddi tazminatta amaç, zarar verici olay hiç meydana gelmemiş olsaydı zarar görenin hangi durumda bulunacak idiyse o durumun yeniden kurulmasıdır; tazminat, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi karşılamalı, ancak onu zenginleştirmemeli ya da zarar vereni cezalandırma aracına dönüşmemelidir.

Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarının hesabında kişinin geliri, yaşı, çalışma gücü kaybı oranı, tedavi giderleri ve destek ilişkisi gibi unsurlar dikkate alınır; bu hesaplamalar genellikle bilirkişi incelemesiyle yapılır. Somut bilgiler ortaya konmadan davanın başında kesin bir tazminat rakamı verilemez; miktar, dava sürecinde toplanan deliller ve bilirkişi raporları doğrultusunda mahkemece belirlenir.

Tazminattan İndirim veya Ret Sebepleri

Haksız fiil sorumluluğunun şartları gerçekleşmiş olsa bile, tazminat miktarı bazı hâllerde azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. TBK m.52 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuşsa, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya kaldırabilir. Bu düzenleme, "hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" ilkesine dayanır ve uygulamada zarar görenin müterafik (birlikte) kusuru olarak da adlandırılır.

Ayrıca zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Zarar veren tarafından dava öncesinde yapılan ödemeler de, Yargıtay uygulamasına göre bir indirim sebebi olmaktan çok, borcu kısmen söndüren bir mahsup kalemi olarak değerlendirilir. İlliyet bağının mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle tamamen kesildiği hâllerde ise tazminat talebi reddedilebilir.

Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı

Haksız fiilden doğan tazminat talepleri TBK m.72'de düzenlenen zamanaşımı sürelerine tabidir. Buna göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, zarar görenin zararı ve failini gerçek anlamda ne zaman öğrendiğine göre değişebilir; özellikle zararın zaman içinde ortaya çıktığı veya faili tespit etmenin güç olduğu olaylarda bu tarihin doğru belirlenmesi büyük önem taşır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız fiilden doğan tazminat davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir; genel kural olarak asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Uyuşmazlık bir iş ilişkisinden kaynaklanıyorsa iş mahkemeleri, ticari işletmeler arasındaki bir olaydan doğuyorsa ticaret mahkemeleri görevli olabilir. Yetki bakımından ise genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesi olmakla birlikte, haksız fiillerde zarar görenin haksız fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer mahkemesinde de dava açabilmesine imkân tanıyan özel yetki kuralları söz konusu olabilir. Görev ve yetki konusunda tereddüt yaşanan hâllerde bu hususun bir avukat aracılığıyla değerlendirilmesi isabetli olur.

Dava Öncesi Süreç ve Arabuluculuk

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davaları, kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; zorunlu arabuluculuk esas itibarıyla ticari uyuşmazlıklar ile bireysel veya toplu iş ilişkisinden kaynaklanan işçi-işveren uyuşmazlıklarında öngörülmüştür. Bu nedenle haksız fiile dayalı bir tazminat talebinde taraflar dilerlerse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir, ancak bu bir dava şartı değildir.

Dava açılmadan önce zararın ve olayın belgelenmesi, mümkünse karşı tarafa ihtarname gönderilmesi, varsa kaza tespit tutanağı, bilirkişi veya ekspertiz raporu gibi belgelerin temin edilmesi, sigorta kapsamındaki olaylarda ilgili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir.

Haksız Fiil Davasında Deliller

Haksız fiile dayalı tazminat davalarında iddianın ispatı davacıya aittir. Delillerin niteliği olayın türüne göre değişmekle birlikte, uygulamada sıkça başvurulan deliller arasında olay yerine ilişkin tutanaklar, kamera kayıtları, fotoğraflar, tanık beyanları, sağlık kayıtları ve adli raporlar, bilirkişi ve ekspertiz raporları, faturalar ve ödeme belgeleri, yazışmalar ile varsa ceza soruşturması veya kovuşturması dosyası sayılabilir.

Zararın ve kusurun net biçimde ortaya konması, hem davanın kabul edilme ihtimalini hem de hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkiler; bu nedenle delillerin olay anından itibaren mümkün olan en kısa sürede ve güvenilir biçimde toplanması önemlidir.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Haksız fiile maruz kalan kişinin hak kaybı yaşamaması için birkaç hususa özellikle dikkat etmesi gerekir. Öncelikle, olaya ilişkin belge ve kayıtların zamanında ve eksiksiz toplanması, zararın miktarının mümkün olduğunca somut verilerle ortaya konması büyük önem taşır. Zamanaşımı sürelerinin takip edilmesi ve gerekli başvuruların süresi içinde yapılması da hak kaybını önlemek açısından belirleyicidir.

Ayrıca, tazminat talebinin zarar görenin kendi kusuru veya davranışları nedeniyle azalabileceği göz önünde bulundurularak sürecin gerçekçi biçimde yönetilmesi, bilirkişi raporlarının dikkatle değerlendirilmesi ve davanın bir tazminat hukuku avukatı ile birlikte yürütülmesi önerilir. Alanya ve çevresinde haksız fiil nedeniyle zarara uğrayan kişilerin, taleplerinin hukuki dayanaklarını ve dava sürecini bir Alanya Tazminat Avukatı ile birlikte değerlendirmesi, sürecin doğru yönetilmesine katkı sunar.

Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarihli, 2021/307 E. ve 2021/833 K. sayılı kararında haksız fiil sorumluluğunun dört unsurunun (hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı) bir arada bulunması gerektiği, bu unsurlardan birinin dahi eksik olması hâlinde haksız fiilin varlığından söz edilemeyeceği; illiyet bağının mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebileceği açıklanmıştır. Bu karar, haksız fiilin kurucu unsurlarını ve illiyet bağının önemini özetlemesi bakımından yol göstericidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarihli, 2024/374 E. ve 2025/6710 K. sayılı kararında, TBK m.49 uyarınca haksız fiilden doğan tazminat borcunun doğması için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağı bulunması gerektiği; Türk hukukunda "gerçek zarar ilkesi"nin geçerli olduğu, zarar görenin ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını talep edebileceği vurgulanmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29.12.2021 tarihli, 2021/6647 E. ve 2021/13823 K. sayılı kararında, haksız fiil sorumluluğunun varlığından söz edilebilmesi için hukuka aykırı ve kusurlu davranışla uygun illiyet bağı içinde bir zararın doğması gerektiği; fiilin hukuka aykırı ve hatta kusurlu olmasına rağmen bir zarar meydana gelmemişse, failin ceza sorumluluğu bulunsa dahi haksız fiil sorumluluğundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu karar, ceza sorumluluğu ile hukuki tazminat sorumluluğunun birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.12.2022 tarihli, 2021/213 E. ve 2022/1824 K. sayılı kararında, zararlı sonucun doğmasına zarar veren yanında zarar görenin kusuru veya bazı davranışları da katkıda bulunmuşsa TBK m.51 ve m.52 uyarınca tazminattan indirim yapılmasının hakkaniyete uygun düşeceği, zarar görenin kendi kusurunun akıllıca ve mantıklı bir kişinin kendi yararı gereği kaçınacağı bir davranış olarak değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır. Bu karar, tazminattan indirim sebeplerinin uygulama şeklini somutlaştırması bakımından değerlidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2018 tarihli, 2018/2822 E. ve 2018/6121 K. sayılı kararında, davalının kusurunun ispat edilemediği durumlarda manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği vurgulanarak, kusurun haksız fiil sorumluluğunun vazgeçilmez bir unsuru olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Haksız fiil nedir? Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı, kusurlu bir davranışla başka bir kişinin malvarlığında veya kişilik değerlerinde zarar meydana gelmesine neden olan eylemdir; sözleşme ilişkisi olmasa dahi tazminat sorumluluğu doğurabilir.

Haksız fiil nedeniyle hangi şartlarda tazminat talep edilebilir? Hukuka aykırı bir fiilin bulunması, bu fiilin kusurlu olması, fiil sonucunda bir zararın doğması ve fiil ile zarar arasında illiyet bağının bulunması hâlinde tazminat talep edilebilir; bu dört unsurdan biri eksikse tazminat talebi kabul görmez.

Maddi tazminat ile manevi tazminat arasındaki fark nedir? Maddi tazminat, zarar görenin malvarlığında meydana gelen ölçülebilir ekonomik kayıpların karşılanmasını; manevi tazminat ise kişinin ruhsal ve manevi değerlerinde oluşan, parayla tam olarak ölçülemeyen zararın kısmen giderilmesini amaçlar.

Haksız fiil davasında zararı kim ispat etmelidir? Zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü, kural olarak zarar görene aittir; zararın tam miktarı ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışına göre zararı hakkaniyete uygun biçimde belirleyebilir.

Tazminat miktarı hangi kriterlere göre belirlenir? Tazminat miktarı; zararın kapsamı, kusurun ağırlığı, olayın özellikleri ve somut olaya ilişkin diğer koşullar dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir; genellikle bilirkişi raporlarına dayanılır.

Zarar görenin kendi kusuru varsa tazminat azalır mı? Evet, zarar gören zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa, hâkim tazminatı indirebilir veya duruma göre tamamen kaldırabilir.

Haksız fiil nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır? Genel kural olarak, zarar görenin zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; fiil daha uzun ceza zamanaşımı öngören bir suç oluşturuyorsa bu süre esas alınır.

Haksız fiil davasında hangi deliller önemlidir? Olay yerine ilişkin tutanaklar, kamera kayıtları, tanık beyanları, sağlık ve adli raporlar, bilirkişi raporları, faturalar ve varsa ceza dosyası, davada önem taşıyan başlıca delillerdir.

Haksız fiile dayalı tazminat davası için arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur? Hayır, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davaları kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; taraflar isterlerse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir.

Haksız fiil davasında avukatla çalışmak gerekli midir? Zorunlu olmamakla birlikte, sorumluluk şartlarının doğru ortaya konması, delillerin zamanında toplanması ve tazminat talebinin somut olaya uygun şekilde hazırlanması açısından bir tazminat avukatından destek alınması sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlar.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale, haksız fiil nedeniyle tazminat davasına ilişkin genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her uyuşmazlık kendi somut şartları içinde değerlendirilmesi gereken özellikler taşıyabileceğinden, burada yer alan bilgiler hiçbir şekilde belirli bir olaya ilişkin kesin hukuki görüş veya hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat hükümleri ve Yargıtay uygulaması zaman içinde değişebilir. Somut olayınıza ilişkin doğru değerlendirme için bir tazminat hukuku avukatından profesyonel hukuki destek almanız önem taşır.

Bu konu hakkında hukuki hizmet

Tazminat Hukuku

Maddi ve manevi tazminat, trafik kazaları, iş kazaları ve haksız fiillerden doğan zararların giderilmesine yönelik hukuki hizmetler.

Tazminat Hukuku hizmet alanımızı inceleyin

Bu yazı Tazminat Hukuku kategorisinde yer alıyor.

İlgili Makaleler

Tazminat Hukuku

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Vefat eden kişi eşine, çocuğuna, annesine veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilere düzenli olarak maddi ya da bedensel destek sağlıyorsa, bu desteğin ortadan kalkması geride kalanlar için gerçek bir zarar doğurur.

Oku

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Haklarınızı korumak ve en doğru çözümü bulmak için bizimle iletişime geçin.

İletişime Geç